MURİS MUVAZAASI NEDİR? Estimated reading: 3 minutes 227 views Uygulamada ve öğretide “Muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaa da miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 72 sayılı İnançları Birleştirme kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni kanunun 706 Borçlar Kanunu’nun 213 (TBK 237) ve Tapu Ka- nunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, sözleşme geçersizdir. “l.HD.13.03.2006 tarih 2006/646 Esas 2006/576 Karar” Muvazaa BK. 18. maddesinde “TBK 19” düzenlenmiştir. TBK.nun 19. maddesi “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amacını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.” demektedir. Muvazaa “Tarafların 3. kişileri aldatmak amacıyla fakat kendi iradelerine uymayan aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır…” şeklinde tanımlanabilir. Bilindiği gibi muvazaa iki türlü olabilir taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı istemezler. Yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli işlem açıklamasında bulunurlar yâda taraflar gerçekten hukuki işlem yapmak isterler. Ancak onu saklamak amacıyla başka bir işlemin kurulduğu görünümünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar. (HGK 04.05.1960 gün 2/24 Esas, -24 Karar yine HGK’nun 03.06.1964 gün 2/422 Esas, -398 Karar…) Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı ister ikinci bir işlem yapmayı arz etmiş olsunlar görünüşteki işlem tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından ötürü herhangi bir sonuç doğurmadığı gibi gizli işlem “bağış” da şekli aykırılıktan dolayı geçersizdir. Mutlak Butlan ile batıl olan işlem başlangıcından itibaren hükümsüzdür. Onay ile ya da zaman geçmekle geçerlilik kazanmaz. “HGK.01.03.2000 tarih 2000/1-126 Esas 2000/143 Karar”